<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlayda Memiş, Author at Arkitektuel</title>
	<atom:link href="https://www.arkitektuel.com/author/ilayda/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.arkitektuel.com/author/ilayda/</link>
	<description>Mimarlığın Türkçesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 25 Mar 2019 12:07:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">124388306</site>	<item>
		<title>Yaratma Cesareti ve Mimarlık Üzerine</title>
		<link>https://www.arkitektuel.com/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-uzerine/</link>
					<comments>https://www.arkitektuel.com/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-uzerine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlayda Memiş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Mar 2019 12:07:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[mimari proje sureci]]></category>
		<category><![CDATA[rollo may]]></category>
		<category><![CDATA[the courage to create]]></category>
		<category><![CDATA[yaraticilik]]></category>
		<category><![CDATA[yaratma cesareti]]></category>
		<category><![CDATA[yaratma cesareti ve mimarlik]]></category>
		<category><![CDATA[yaratma sureci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.arkitektuel.com/?p=15224</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaratma Cesareti, 1975 yılında sanatçı ve varoluşsal psikolog Rollo May tarafından kaleme alınmış ve sanatın yaratım sürecini irdeleme hedefinde olan bir kitap. Kitapta Rollo May, yaratıcılığın süreci, bilinç ve bilinçdışı ile ilişkisi ve kaygı ile bağlantısının yanı sıra başka birçok ilham verici konuya değiniyor. Kitap, yaratıcılık gerektiren aktiviteleri edebiyat, resim, heykelin yanı sıra bilimsel buluşlar, matematiksel formüller [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.arkitektuel.com/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-uzerine/">Yaratma Cesareti ve Mimarlık Üzerine</a> appeared first on <a href="https://www.arkitektuel.com">Arkitektuel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script> <ins class="adsbygoogle" style="display: block; text-align: center;" data-ad-layout="in-article" data-ad-format="fluid" data-ad-client="ca-pub-7726919867763439" data-ad-slot="4248055485"></ins> <script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>Yaratma Cesareti, 1975 yılında sanatçı ve <span lang="tr" tabindex="0">varoluşsal psikolog </span>Rollo May tarafından kaleme alınmış ve sanatın yaratım sürecini irdeleme hedefinde olan bir kitap. Kitapta Rollo May, yaratıcılığın süreci, bilinç ve bilinçdışı ile ilişkisi ve kaygı ile bağlantısının yanı sıra başka birçok ilham verici konuya değiniyor. Kitap, yaratıcılık gerektiren aktiviteleri edebiyat, resim, heykelin yanı sıra bilimsel buluşlar, matematiksel formüller olarak da tanımlıyor. Daha önceki fikirleri yıkacak cesarette olan herkesin yaratıcılığa sahip olduğunu anlatıyor. Yaratıcı süreçte tıkanan, sıkıntıya giren, kaygılanan, endişelenen herkesin kendinden bir şeyler bulabileceğine inandığım bu kitabı herkese tavsiye ederim.</p>
<div id="attachment_15225" style="width: 410px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-15225" data-attachment-id="15225" data-permalink="https://www.arkitektuel.com/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-uzerine/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-1/" data-orig-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-1.jpg" data-orig-size="400,600" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="yaratma-cesareti-ve-mimarlik-1" data-image-description="" data-image-caption="" data-medium-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-1-200x300.jpg" data-large-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-1.jpg" class="wp-image-15225 size-full" src="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-1.jpg" alt="" width="400" height="600" srcset="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-1.jpg 400w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-1-200x300.jpg 200w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /><p id="caption-attachment-15225" class="wp-caption-text">Kitabın Türkçe Baskısı</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendisi de sanatçı olan psikoterapist Rollo May, yaratıcılık konusunun psikoloji tarafından yeterince ele alınmadığını düşünüyor. Yaratıcılığın sadece sonuç ürününe odaklanan önceki araştırmalar, genellikle sanatçıların nevrotikliği üzerine odaklanmış. Fakat May, yaratma sürecinin en az sonucu kadar ilginç olduğuna inanıyor ve bu kitabı yazmaya karar veriyor. </span><span style="font-weight: 400;">Kitabın ilk bölümü adını kitabın isminden alıyor. Bölüm, cesaretin tanımını yaparak başlıyor ve insanın cesur olması gereken olaylarda umutsuz kalabileceği birçok durumla karşılaşabileceğini söylüyor. Cesaretin umutsuzluğun olmadığı yerde değil, tam tersine umutsuzluk varken var olabileceğine inanıyor:</span></p>
<p style="text-align: center;"><em><span style="font-weight: 400;">Cesaret, …umutsuzluğa rağmen ilerleyebilme yetisidir. </span></em></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cesareti insanın duygularının ve hareketlerinin bir yapı taşı olarak tanımlıyor ve bu cesareti fiziksel, moral, toplumsal ve yaratıcı cesaret olarak sınıflara ayırıyor. Cesarete sahipken aynı zamanda her şeye şüphe duymamız gerektiğini aktarıyor ve bunu da cesaretin paradoksu olarak tanımlıyor. Ancak hem cesur hem şüpheci olduğumuz zaman ilerleyebileceğimizi belirtiyor, ve sonrasında yaratıcılık ve cesaret ilişkisini tanımlamaya başlıyor:</span></p>
<p style="text-align: center;"><em><span style="font-weight: 400;">Yaratıcılık ölümsüzlük için duyulan bir özlemdir. Biz insanlar ölmemiz gerektiğini biliyoruz. Ne gariptir ki, ölümden söz edebiliyoruz. Biliyoruz ki, her birimiz ölümle yüzleşecek cesareti geliştirmeli. Bununla birlikte ona baş kaldırmalı ve onunla mücadele etmeliyiz. Yaratıcılık bu mücadeleden gelir &#8211; yaratıcı edim başkaldırıdan doğar. Yaratıcılık sadece gençlik ve çocukluğumuzun masum kendiliğindenliği değildir; yetişkin bir insanın tutkusuyla birleştirilmelidir &#8211; kişinin ölümünden öte yaşama tutkusu. İnsanlık durumumuza en çok uyan sembol, Michelangelo’nun yaptığı, taş kapanlarında kıvranan, çırpınan eserlerin bitmemiş heykelleridir.</span></em></p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script> <ins class="adsbygoogle" style="display: block; text-align: center;" data-ad-layout="in-article" data-ad-format="fluid" data-ad-client="ca-pub-7726919867763439" data-ad-slot="4248055485"></ins> <script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>Kitapta bahsedilen başka önemli bir konu ise kaygının yaratıcılık ile ilişkisi. Yeniyi arayan, üretme çabasında olan herkesin içinde bir miktar kaygı barındırdığına inanıyorum. Picasso da bu konuda:</p>
<p style="text-align: center;"><em><span style="font-weight: 400;">Her yaratma edimi, ilk önce bir yıkma edimidir</span><span style="font-weight: 400;">.</span></em></p>
<p><span style="font-weight: 400;">demiştir. Yeni bir şeyler yaratmak gerçekten de önceki düşünceleri, biçimleri, inanışları yıkarak gerçekleşir. Daha önceden yapılmış bir resmin reprodüksiyonunu yaparken kimse kaygı duymaz. Çünkü bu resim daha önceden yapılmış, insanlar tarafından kabul görmüştür. Aynı şekilde tekrar tekrar uygulanmış mimari formları yeniden çizmek bir cesaret gerektirmez. Fakat yeni bir şeyler deneyen insan daha öncekileri yıkmış olur.  </span></p>
<p style="text-align: center;"><em><span style="font-weight: 400;">&#8230;kaygı, karşılaşmada meydana gelen benlik-dünya ilişkisindeki sarsıntının ayrılmaz bir refakatçisidir. Hissettiğimiz kaygı geçici bir köksüzlük, yönsüzlük; bu kaygı hiçliğin kaygısı. &#8230;yaratıcı insanlar … kaygıyla yaşayabiliyor olmalarıyla ayırt ediliyorlar. Yokluktan kaçmadan, onunla karşılaşarak ve güreşerek, onu, varlığını üretmeye zorluyorlar. </span></em></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kitapta yaratıcılığın sınırları üzerine de tartışılıyor. Yazar bu sınırları, negatiften çok pozitif olarak tanımlamış.</span></p>
<p style="text-align: center;"><em><span style="font-weight: 400;">Bilincin kendisi bu sınırların farkına varılmasından doğup çıkar. İnsan bilinci varoluşumuzun ayırt edici yanıdır; sınırlamalar olmasaydı onu asla geliştiremezdik. Bilinç, olanaklar ve sınırlılıklar arasındaki diyalektik gerilimden doğup gelen bir farkındalıktır. &#8230;Bilinç, cennette yasak olarak konmuş bir sınıra karşı mücadeleden doğmuştur.</span></em></p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script> <ins class="adsbygoogle" style="display: block; text-align: center;" data-ad-layout="in-article" data-ad-format="fluid" data-ad-client="ca-pub-7726919867763439" data-ad-slot="4248055485"></ins> <script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mimari projelerde sınırlamaları hep faydalı bulmuşumdur. Bunu başkaları tarafından kısıtlanmamız gerektiği anlamında söylemiyorum, fakat proje sürecinde hep kendi kendime kurallar koyma ihtiyacı hissetmişimdir. Oluşturulan proje konsepti bence yapılabilecek en yaratıcı sınırlamalardan birisidir. Yeni fikirler oluşturabilecek bir kurallar dizisi oluşturulur, bu esnada seçilmeyen diğer konseptler devre dışı bırakılır. Proje sürecinde verilen her karar yeni bir sınır getirir ve her yeni sınır yeni olasılıklar doğurur. Belki de bu sebeple hiçbir zaman proje bitmiş gibi hissedemeyiz. </span></p>
<div id="attachment_15227" style="width: 650px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-15227" data-attachment-id="15227" data-permalink="https://www.arkitektuel.com/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-uzerine/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-2/" data-orig-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-2.jpg" data-orig-size="800,664" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="yaratma-cesareti-ve-mimarlik-2" data-image-description="" data-image-caption="&lt;p&gt;Rollo May&lt;/p&gt;
" data-medium-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-2-300x249.jpg" data-large-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-2-640x531.jpg" class="size-large wp-image-15227" src="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-2-640x531.jpg" alt="" width="640" height="531" srcset="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-2-640x531.jpg 640w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-2-300x249.jpg 300w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-2-768x637.jpg 768w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-2-740x614.jpg 740w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-2.jpg 800w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><p id="caption-attachment-15227" class="wp-caption-text">Rollo May</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Rollo May yaratıcılığın genellikle sanatçıların akıl hastalıklarıyla bağdaştırıldığını ve bu konuda doğru düzgün araştırma yapılmadığını düşünüyor. May’e göre yaratıcı sürecin en önemli özelliklerinden birisi; hem bilincin hem de bilinçdışının çarpışarak üzerinde çalışılan konuya etki etmesidir. Yaratıcılık gerektiren bir konuda yeterince araştırma yapıp konu üzerinde saatler harcadığımız zaman bilincimizle bu konu üzerinde düşünmeye başlarız. Günlük hayatımızda, bilinç ve bilinçdışı sürekli birbirini baskılar ve bilincimizle bir konuya odaklandığımızda bilinçdışını devre dışı bırakmış oluruz. Fakat yaratıcılık gerektiren konularda hem bilincin hem de bilinçdışının yardımına ihtiyaç duyarız. Bu sebeple yeterince çalıştığımıza inandığımız noktada ara verip bilinçdışının ortaya çıkmasına izin vermemiz gerekir. </span></p>
<p style="text-align: center;"><em><span style="font-weight: 400;">&#8230;kavrayış, sık sık da bilinçli titizlik, bilinçli gerginlik gevşetilinceye kadar doğamaz. Böylelikle iyi bilinen bir olguyla karşılaşıyoruz: Bilinçdışı hamle, yoğun bilinçli emekle, gevşemenin değişimlerini gereksiniyor … bilinçdışı kavrayış sık sık geçiş anında oluşuyor. </span></em></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kitapta verilen anektodlara göre ünlü matematikçi Poincaré denklemlerinden birisi için aylarca çalışmış fakat denklemi çözemeden askere gitmesi gerekmiştir. Askere giderken otobüse adımını ilk attığı anda çözüm kafasında belirir. Üzerinde çokça düşünüp saatler harcadığımız o konu, biz her ne kadar başka şeyler yapmaya başka şeyler hakkında düşünmeye başlasak da kafamızın arkasında bilinçdışımız tarafından düşünülmeye devam eder. Einstein da aynı şekilde bir arkadaşına neden en iyi fikirler aklıma sabahları tıraş olurken geliyor diye sormuştur.</span></p>
<div id="attachment_15226" style="width: 303px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-15226" data-attachment-id="15226" data-permalink="https://www.arkitektuel.com/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-uzerine/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-4/" data-orig-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-4.jpg" data-orig-size="293,500" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="yaratma-cesareti-ve-mimarlik-4" data-image-description="" data-image-caption="&lt;p&gt;Kitabın Orijinal Kapağı&lt;/p&gt;
" data-medium-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-4-176x300.jpg" data-large-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-4.jpg" class="size-full wp-image-15226" src="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-4.jpg" alt="" width="293" height="500" srcset="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-4.jpg 293w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2019/03/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-4-176x300.jpg 176w" sizes="(max-width: 293px) 100vw, 293px" /><p id="caption-attachment-15226" class="wp-caption-text">Kitabın Orijinal Kapağı</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">May, televizyonun insanların odağını sürekli kendi üzerlerinde tutarak insanların düşünmesini engellediğini ve bilinçdışını baskıladığını ifade eder. 1975 yılında ilk defa basılan kitap televizyonlarla ilgili endişesini dile getirirken günümüzde olacaklardan habersiz bir şekilde insanlığın durumunu eleştirir. Günümüzde ise durum daha da vahimdir. Her an yanımızda taşıdığımız telefonlar ilgimizi sürekli kendisinde tutmakta ve bilinçdışımızdan gelecek olan düşünceleri engellemektedir. </span></p>
<p style="text-align: center;"><em><span style="font-weight: 400;">Bana öyle geliyor ki modern telaşe uygarlığımızda yaşayan insanlar, radyo ve TV’nin sürekli bangırtısı arasında, kendilerini ister TV izleyiciliğinin edilginliği cinsinden olsun, isterse konuşmanın, çalışmanın ve etkinlik için etkinliğin cinsinden olsun, her çeşitten uyarıya tabi kılarak, sürekli meşgaleler yüzünden bilinçdışının derinliklerinden çıkıp gelecek kavrayışlara yol açmayı gitgide daha zor buluyor. … Bilinçdışımızdan gelecek kavrayışları yaşamımıza alabilmek için, kendimize tek başına olabilme yetisini kazandırmak zorunda olduğumuz açık.</span></em></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün bunları kendi proje sürecimizle birlikte düşünmek gerekirse, saatler süren yoğun çalışma temposunun gerçek bir ara verme gerektirdiği aşikardır. Özellikle “starchitect”lerin yüceltildiği, aşırı mesai yapmanın kutsandığı günümüz dünyasında Rollo May’in öğütlerine kulak vermeliyiz. Fakat ara versek de gerçekten dinlenebiliyor muyuz? Bence kendimize sormamız gereken asıl soru bu. Ara vermek için yemek yediğimizde karşımıza bir dizi mi açıyoruz yoksa gerçekten zihnimizi mi dinlendiriyoruz? Belki de kısa bir yürüyüş yaparak karşımıza çıkan engellere yaratıcı çözümler bulabilecekken kendimizi daha da fazla içeriğe mi maruz bırakıyoruz?</span></p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script> <ins class="adsbygoogle" style="display: block; text-align: center;" data-ad-layout="in-article" data-ad-format="fluid" data-ad-client="ca-pub-7726919867763439" data-ad-slot="4248055485"></ins> <script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a href="https://www.arkitektuel.com/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-uzerine/">Yaratma Cesareti ve Mimarlık Üzerine</a> appeared first on <a href="https://www.arkitektuel.com">Arkitektuel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.arkitektuel.com/yaratma-cesareti-ve-mimarlik-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15224</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Park Fiction</title>
		<link>https://www.arkitektuel.com/park-fiction/</link>
					<comments>https://www.arkitektuel.com/park-fiction/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlayda Memiş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Feb 2018 18:39:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Documenta11]]></category>
		<category><![CDATA[gezi parkı]]></category>
		<category><![CDATA[Hafencity]]></category>
		<category><![CDATA[hamburg]]></category>
		<category><![CDATA[Henri Lefebvre]]></category>
		<category><![CDATA[Palmiye Ağacı Adası]]></category>
		<category><![CDATA[park fiction]]></category>
		<category><![CDATA[st. pauli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.arkitektuel.com/?p=7613</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hamburg’da bulunan Park Fiction yıllar süren mücadeleler sonucunda herkese farklı bir planlama anlayışının olabileceğini kanıtladı. Dünya çapında ünlü bu park, bir şehrin değişmesinde tek söz sahibinin politikacılar ve yatırımcılar olması gerekmediğini, halkın da bu süreçte bir rol oynayabileceğini herkese gösterdi. Tasarımcılara ve şehir plancılarına farklı bir perspektif sunan bu park onlara sadece politikacıların insanların istediğini [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.arkitektuel.com/park-fiction/">Park Fiction</a> appeared first on <a href="https://www.arkitektuel.com">Arkitektuel</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hamburg’da bulunan Park Fiction yıllar süren mücadeleler sonucunda herkese farklı bir planlama anlayışının olabileceğini kanıtladı. Dünya çapında ünlü bu park, bir şehrin değişmesinde tek söz sahibinin politikacılar ve yatırımcılar olması gerekmediğini, halkın da bu süreçte bir rol oynayabileceğini herkese gösterdi. Tasarımcılara ve şehir plancılarına farklı bir perspektif sunan bu park onlara sadece politikacıların insanların istediğini iddia ettikleri şeylerle değil insanların gerçek istekleriyle tasarım yapabileceklerini görme fırsatı sağladı. Şehir sakinleri, kendi isteklerinden bağımsız bir şekilde sürekli değişen çevrelerini değiştirebileceklerini fark etti. Politikacılar da sadece yatırımcıları hedef alan bir şehir inşa etme girişiminde bulunduklarında ne ile karşılaşacaklarının farkına vardı. Birçok açıdan öncü olan bu park, dünyanın dört bir yanında aynı sorunlarla karşı karşıya gelen insanlara ilham oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" data-attachment-id="7614" data-permalink="https://www.arkitektuel.com/park-fiction/1200px-hh-parkfiction/" data-orig-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/1200px-Hh-parkfiction.jpg" data-orig-size="1000,409" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Park Fiction" data-image-description="&lt;p&gt;Park Fiction&lt;/p&gt;
" data-image-caption="" data-medium-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/1200px-Hh-parkfiction-300x123.jpg" data-large-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/1200px-Hh-parkfiction-640x262.jpg" class="aligncenter size-large wp-image-7614" src="http://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/1200px-Hh-parkfiction-640x262.jpg" alt="Park Fiction" width="640" height="262" srcset="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/1200px-Hh-parkfiction-640x262.jpg 640w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/1200px-Hh-parkfiction-300x123.jpg 300w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/1200px-Hh-parkfiction-768x314.jpg 768w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/1200px-Hh-parkfiction-740x303.jpg 740w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/1200px-Hh-parkfiction-120x49.jpg 120w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/1200px-Hh-parkfiction.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Park Fiction, şehrin önemli bir merkezi olan St. Pauli’de konumlanmış durumda. St. Pauli, Hamburg için önemli bir merkez. Gece hayatının yoğun olduğu bu bölge aynı zamanda Almanya’daki pop müzik gruplarının büyük bir kısmının ortaya çıktığı yer olarak biliniyor. Kent hafızasında önemli bir yeri olan bu alan, liman bölgesine yakın konumu dolayısıyla yatırımcıların ilgisini çekmişti. Olayların başladığı 1990’ların başında St. Pauli bu ilgi dolayısıyla önemli bir değişim geçirmekteydi. Soylulaştırma adı verilen bu değişim, zengin kesimin fakir mahallelere yerleşerek bu bölgeleri fakir insanların yaşayamayacağı kadar pahalı hale getirmeleri olarak tanımlanabilir. Bunun sonucu olarak da fakir kesim yaşadıkları yerden koparılmış ve şehir dışındaki bölgelere yollanmış olur. Bu sorun dünyanın birçok yerinde baş gösterirken Hamburg’daki etkisi çok daha farklı oldu. Soylulaştırma karşıtı yapılan protestolarda insanlar sadece protesto etmek yerine örgütlenip bu süreci nasıl şehirde yaşayan insanların faydalanabileceği hale getirebileceklerini düşünmeye karar verdiler. Farklı iş kollarından ve farklı ilgi alanlarına sahip sanatçılar, müzisyenler, psikologlar birleşip bir grup oluşturdular. Ve bu grup kendi şehirleriyle ilgili belediye planlarına paralel olarak başka planlar üretmeye başladı. Belediyenin asıl planı o bölgeyi yatırımcılara satarak pahalı konutlar yapılmasını sağlamaktı. Fakat bu planlar sadece belediye ve yatırımcılar arasında gerçekleşen diyaloglar sonucu şekilleniyordu. O bölgede yaşayan insanların hiçbir söz hakkı yoktu. Bu sebeple protestolarda oluşan yeni grup tamamen farklı bir planlama yöntemi izlemeye karar verdi.</p>
<div id="attachment_7616" style="width: 650px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-7616" data-attachment-id="7616" data-permalink="https://www.arkitektuel.com/park-fiction/park-fiction-2/" data-orig-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.jpg" data-orig-size="1000,563" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Park Fiction" data-image-description="&lt;p&gt;Park Fiction&lt;/p&gt;
" data-image-caption="&lt;p&gt;© park-fiction.net&lt;/p&gt;
" data-medium-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction-300x169.jpg" data-large-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction-640x360.jpg" class="size-large wp-image-7616" src="http://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction-640x360.jpg" alt="Park Fiction" width="640" height="360" srcset="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction-640x360.jpg 640w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction-300x169.jpg 300w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction-768x432.jpg 768w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction-740x417.jpg 740w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction-120x68.jpg 120w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><p id="caption-attachment-7616" class="wp-caption-text">© park-fiction.net</p></div>
<p>Yeni planlama yöntemi halkla iletişim kurarak ve halkın isteklerini gözeterek ilerleyecekti. Halktan kendi şehirleriyle ilgili ne istediklerini sormak istiyorlardı fakat birçok insan daha önce şehirleşme ve şehir planlaması üzerine hiç düşünmemişti. Bunun için ilk başta film gösterimleri, konferanslar ve paneller yaparak halkı bu konuda bilgilendirmeyi amaçladılar. Daha sonra halka fikirlerini sorma aşamasına geçtiler. Bunun için de farklı yöntemleri vardı. Öncelikle bir planlama konteyneri oluşturdular. Bu konteyner gün içinde şehir etrafında dolaşarak halka şehirle ilgili isteklerini sormaktaydı. Bunun için bir anket hazırlamışlar ve ankette hayallerindeki parkı çizmelerini, tarif etmelerini ve akıllarında varsa örnek vermelerini istemişlerdi. Çocuklar içinse çizim ve maket atölyeleri oluşturup hayallerindeki parkı oluşturmaları istenmişti. Gün içinde bu ankete veya atölyelere katılamayanlar veya geceleri akıllarına aniden fikir gelen insanlar için bir telefon hattı oluşturulmuş, isteklerini bildirmek isteyen insanlar için bu hat her saat açık tutulmuştu. Bunun dışında Almanca bilmeyen göçmenler de düşünülmüş ve bunun için bir çanta oluşturulmuştu. Bu çantanın içinde Hamburg’un siluetini gösteren bir çizim ve amaçlarını anlatan broşürler bulunmaktaydı. Göçmen mahallelerine giderek o bölgedeki insanların da fikirlerini almayı amaçlamışlardı.</p>
<div id="attachment_7615" style="width: 650px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-7615" data-attachment-id="7615" data-permalink="https://www.arkitektuel.com/park-fiction/park-fiction-3/" data-orig-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/cool-cities.com_.jpg" data-orig-size="706,530" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;20&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;David Burghardt, Cool Cities&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;Canon EOS 5D Mark II&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;1304009370&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;David Burghardt, Cool Cities&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;16&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;125&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0.02&quot;,&quot;title&quot;:&quot;Park Fiction&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;1&quot;}" data-image-title="Park Fiction" data-image-description="&lt;p&gt;Park Fiction&lt;/p&gt;
" data-image-caption="&lt;p&gt;© cool-cities.com&lt;/p&gt;
" data-medium-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/cool-cities.com_-300x225.jpg" data-large-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/cool-cities.com_-640x480.jpg" class="size-large wp-image-7615" src="http://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/cool-cities.com_-640x480.jpg" alt="Park Fiction" width="640" height="480" srcset="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/cool-cities.com_-640x480.jpg 640w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/cool-cities.com_-300x225.jpg 300w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/cool-cities.com_.jpg 706w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/cool-cities.com_-120x90.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><p id="caption-attachment-7615" class="wp-caption-text">© cool-cities.com</p></div>
<p>2002’de yapılan Documenta11 Park Fiction grubu için bir dönüm noktası oldu. Documenta11’e davet edilen grup topladıkları fikirleri derleyip düzenleyerek uygulanabilir bir plan haline getirdiler. Sergilenen bu detaylı plan uluslararası düzeyde ses getirdi. Dünyada eşine az rastlanan bu planlama yöntemi şehir planlamasına yeni bir boyut kazandırmış oldu. Parkta olması planlanan projeler kamuoyundan gelen fikirlerin planlamacılar ve tasarımcılar tarafından düzenlenmiş haliydi. Örneğin <em>‘Palmiye Ağacı Adası’</em> projesi Yusuf adında küçük bir çocuğun çiziminden esinlenilerek oluşturulmuştu. Bunun dışında Sabine Stöwesand’ın uçan halı projesi parkın en karakteristik projelerinden biri olarak yerini almaktaydı. 10 yıllık bir çalışma, mücadele ve uğraş sonucunda 2005 yılında Park Fiction açıldı. Açılışında ‘Soylulaştırmaya Karşı Piknik’ yapıldı ve birçok kişinin katılımıyla renkli bir açılış gerçekleştirilmiş oldu.</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script> <ins class="adsbygoogle" style="display: block; text-align: center;" data-ad-layout="in-article" data-ad-format="fluid" data-ad-client="ca-pub-7726919867763439" data-ad-slot="4248055485"></ins> <script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>Yıllar içinde park dayanışmanın ve protestoların sembolü oldu. 2009 yılında <em>‘Empire St. Pauli– On Pearl Chains and Banning Orders’</em> filminin gösterimi çıkışında tekrardan büyük protestolar gerçekleşti. Günümüzde St. Pauli şehir protestocularının buluşma merkezi olarak da biliniyor. Orada yaşayan insanların kendi güçlerini ve önemini anlamalarını sağlayan bu olay insanlara politikacıların kendi çıkarlarına göre yaptıkları planları istediklerinde değiştirebileceklerini göstermiştir.</p>
<div id="attachment_7617" style="width: 650px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-7617" data-attachment-id="7617" data-permalink="https://www.arkitektuel.com/park-fiction/park-fiction-net/" data-orig-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net_.jpg" data-orig-size="1600,900" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Park Fiction" data-image-description="&lt;p&gt;Park Fiction&lt;/p&gt;
" data-image-caption="&lt;p&gt;© park-fiction.net&lt;/p&gt;
" data-medium-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net_-300x169.jpg" data-large-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net_-640x360.jpg" class="size-large wp-image-7617" src="http://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net_-640x360.jpg" alt="Park Fiction" width="640" height="360" srcset="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net_-640x360.jpg 640w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net_-300x169.jpg 300w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net_-768x432.jpg 768w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net_-1170x658.jpg 1170w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net_-740x416.jpg 740w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net_-120x68.jpg 120w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net_.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><p id="caption-attachment-7617" class="wp-caption-text">© park-fiction.net</p></div>
<p>2013 yılında İstanbul’da Gezi Parkı’nda yapılan protestolar Park Fiction ile büyük benzerlik gösteriyordu. Kentsel dönüşümün getirdiği değişimler insanların kabul edemeyeceği boyutlara ulaşmış ve insanlar da bu duruma karşı çıkmak istemişlerdir. Parkı korumak için başlayan bu protesto ülke çapında büyük yankı uyandırmıştır. Park Fiction da kendi hikâyelerini paylaşan bu parkı kardeş park ilan ederek ismini Gezi Park Fiction olarak değiştirmiş ve Gezi Parkı&#8217;na olan desteklerini ifade etmişlerdir.</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script> <ins class="adsbygoogle" style="display: block; text-align: center;" data-ad-layout="in-article" data-ad-format="fluid" data-ad-client="ca-pub-7726919867763439" data-ad-slot="4248055485"></ins> <script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>Park Fiction grubu önderlerine Henri Lefebvre’in düşüncelerinden yola çıkılarak oluşturulan <em>‘Şehir Hakkı Hareketi’ </em>ilham vermiştir. Bu hareket şehirde yaşayan insanların kendi yaşadıkları şehirlerle ilgili söz hakkına sahip olmaları gerektiğini anlatmaktadır. Günümüzde dünyadaki insanların yarısından fazlası şehirlerde yaşamaktadır ve tahminlere göre 2050’de şehirlerde yaşayan insan sayısı %66’lara ulaşacaktır. Şehirlerde bu kadar hızlı bir değişim yaşanırken şehirlerin daha yaşanabilir hale gelmesi için bir çözüm bulunmalıdır. Hamburg Avrupa’nın en zengin şehirlerinden biri olmakla beraber Avrupa’nın ikinci en büyük limanına sahiptir. Hafencity ise Avrupa’nın en büyük inşaat alanıdır. Bu veriler yatırımcılar için muhteşem bir fırsat olarak görülebilir fakat şehirde yaşayan insanlar için farklı anlamlar taşımaktadır. Büyük bir hızla değişen şehirlere adapte olmaya çalışan şehir sakinleri kısa bir zaman sonra soylulaştırmaya maruz kalmaktadırlar. Tanıdıkları, bildikleri, şehir hafızasında yer eden bölgeler bir anda yıkılıp devasa ölçekte lüks projelere dönüşebilir ve bu değişimde şehirde yaşayan insanların hiç söz hakkı olmayabilir. LeFebvre’e göre sokak boyunca uzanan mağaza vitrinleri bir kamusal alan olarak kabul edilmemelidir. İnsanların para harcamadan da vakit geçirebilecekleri, farklı kesimlerin iletişime geçebileceği kamusal alanlar inşa edilmelidir. Şehirleşme kaçınılmaz bir süreçtir ve insanların bu değişimde söz hakkı olması gerekir. Şehir hakkı hareketiyle insanların gerçekten yaşamaktan memnun olacağı yerler oluşturulabilir.</p>
<div id="attachment_7618" style="width: 650px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-7618" data-attachment-id="7618" data-permalink="https://www.arkitektuel.com/park-fiction/park-fiction-net3/" data-orig-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net3_.jpg" data-orig-size="960,540" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Park Fiction" data-image-description="&lt;p&gt;Park Fiction&lt;/p&gt;
" data-image-caption="&lt;p&gt;© park-fiction.net&lt;/p&gt;
" data-medium-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net3_-300x169.jpg" data-large-file="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net3_-640x360.jpg" class="size-large wp-image-7618" src="http://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net3_-640x360.jpg" alt="Park Fiction" width="640" height="360" srcset="https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net3_-640x360.jpg 640w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net3_-300x169.jpg 300w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net3_-768x432.jpg 768w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net3_-740x416.jpg 740w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net3_-120x68.jpg 120w, https://www.arkitektuel.com/wp-content/uploads/2018/02/park-fiction.net3_.jpg 960w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><p id="caption-attachment-7618" class="wp-caption-text">© park-fiction.net</p></div>
<p>İnsan için tasarım yapma fikri eskiden beri var olan fakat tasarım parametrelerinde bir türlü birinci sıraya yerleşememiş bir düşüncedir. Yatırımcılar veya politikacıların istekleri şehirde yaşayanlar için bir mekân oluşturma fikrinin her zaman önüne geçmiştir. Park Fiction ise tam tersi bir örnek oluşturmuştur. Liman bölgesi ile şehrin en önemli merkezlerinden biri olan St. Paulinin arasında kalan Park Fiction ile hem o bölgedeki yeşil alan olma özelliği korunmuş hem de insanların isteklerinden yola çıkılarak karakteri olan bir mekân yaratılmıştır. İnsanların katkı sağlaması için her türlü yöntem kullanılmış ve sonucunda gerçekten insanların fikirlerinden yararlanılarak bu park oluşturulmuştur. Bunun sonucu olarak da şehirde yaşayan herkesin kendini ait hissedeceği bir alan yaratılmıştır. Soylulaştırma dünyanın her yerinde gerçekleşmektedir ve buna maruz kalan herkes bu parkın hikâyesini dinlemeli ve neler yapılabileceğine dair ders çıkarmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script> <ins class="adsbygoogle" style="display: block; text-align: center;" data-ad-layout="in-article" data-ad-format="fluid" data-ad-client="ca-pub-7726919867763439" data-ad-slot="4248055485"></ins> <script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a href="https://www.arkitektuel.com/park-fiction/">Park Fiction</a> appeared first on <a href="https://www.arkitektuel.com">Arkitektuel</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.arkitektuel.com/park-fiction/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7613</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
